

Merhaba!
Ben Uzman Gıda Mühendisi Tuğba Bayburtluoğlu.
Yazıyla tanışmam, çocuk yaşta çıkardığım bir “aile gazetesiyle” başladı. İlk ticari başarım da, o gazeteyi evdeki herkese tek tek satıp, başlarında okuyarak elde ettiğim o küçük girişim oldu. 😄
Belki de o gün bugündür, hem yazmayı hem de anlatmayı hiç bırakmadım.
Gıdaya olan ilgim, son çocuk olmanın avantajıyla annemin peşinde katıldığım o meşhur altın günlerinde şekillendi diyebilirim. Sekiz yaşındaki hâlimle “Anne, şu teyze ıspanaklı böreği çok güzel yapmış, yine gelelim!” diyorsam, damak zevkim erken gelişmiş olmalı.
İlkokuldan üniversiteye kadar yazı hep hayatımdaydı; günlükler, mektuplar, küçük notlar… Ege Üniversitesi Gıda Mühendisliği’ne girdiğimde ise işler biraz daha “bilimsel” bir hâl aldı. O yıllarda mutfakta bolca deney yapar, tel şehriye çorbasını pişirirken “pilav”a çevirmeyi bile başarıyordum. 😊
Bir yandan İtalyanca kursuna gidip Akdeniz tipi beslenmeye merak sardım; diğer yandan Türk mutfağının özündeki doğallığı koruma fikri hep içimde büyüdü.
Üniversiteden sonra gıda sektörünün birçok alanında çalıştım. Yazdığım raporlar yüzünden zaman zaman “Tuğba Hanım, biraz daha kısa cümlelerle anlatsanız?” diyen yöneticilerim oldu ama yazıya olan sevgim hiç azalmadı.
İşte o yıllarda makarnayı “çekirdekten” öğrenip farklı soslarla zenginleştirdiğim dönemlerdi.
Sonra anne oldum.
Ve bir gün, sebze yediremediğim eşime sebzeli makarna pişirdim.
Bir koca kerevizi kimse fark etmeden afiyetle yediler. O an içimden bir ses “Tamam Tuğba, bu iş olur!” dedi.
2012 yılında, sadece bir kadın girişimci kredisiyle Makarna Lütfen! markasını kurdum.
Amacım basitti ama çok değerliydi: Doğal, katkısız, güvenilir gıdayı herkesin sofrasına taşımak.
Tanıtım bütçem yoktu ama bir şeyim vardı: anlatma isteğim.
O yüzden Makarna Lütfen dostlarına haftalık bilgi e-postaları göndermeye başladım; gıda bilimi, etiket okuma, sağlıklı yaşam… Derken sosyal medya doğdu, biz de oradaydık.
Bugün hem markamı hem de kendi hikâyemi, üretimden eğitime, yazıdan ekrana kadar her mecrada anlatmaya devam ediyorum.
Bilimle mutfağı, bilgiyle sevgiyi birleştiriyorum.
Ve evet, yazmak kadar konuşmayı da seviyorum. 😊
İlk kitabım “Bilge Mutfağım: Bir Gıda Mühendisi Annenin Mutfağından” bu sevginin ürünüydü.
Ardından, anneler ve minik gurmeler için ikinci kitap geldi:
“Bilge Mutfağım: İlk 1000 Gün.”
Benim için her şeyin özü aynı:
Güvenilir bilgi, katkısız gıda, gerçek yaşam.
Yani hayatın her alanında, “Makarna Lütfen!” demek gibi sade ve samimi. 🍝